Aralık 04 2020 10:34:49
Konu Yazarı : ALEYNA
Konu ID : 709
Konu Bilgileri
Bu Konuda 2 Mesaj Mevcut ve 6432 Kere Okundu.
Reklam
Başlığı Görüntüle
Engel Degiliz » KÜLTÜR SANAT » Alıntı Yazılar Ve Hikayeler
aleyna sevgi üzerine
Kullanıcı Adı
Parola
Kayıt Forum Kuralları S.S.S. Üye Listesi Bugünkü Mesajlar Arama

Başlığı Yazdır

02-07-2009 13:57
Burada Olan Üyeler: 1 ziyaretçi
aleyna sevgi üzerine | Düzenleyen ALEYNA 02-07-2009 14:16
Kullanıcı Avatarı

ALEYNA
Üye


Mesaj Sayısı: 56
Katılım Tarihi: 26.03.09
Yaş : 50

Uyarı seviyesi 0
SEVGİ ÜZERİNE....



Masumi Toyotome diye bir Japon yazmış. "Dünyada sevilmek istemeyen
kişi yok gibidir" diye başlıyor.
- "Ama sevgi nedir, nerede bulunur, biliyormuyuz?" diye
soruyor...Sonra anlatmaya başlıyor:
- "Sevgi üç türlüdür!.."
Birincinin adı "Eğer" türü sevgi!.. Belli beklentileri karşılarsak
bize verilecek sevgiye bu adı takmış yazar..
Örnekler veriyor: Eğer iyi olursan baban, annen seni sever. Eğer
başarılı ve önemli kişi olursan, seni severim. Eğer eş olarak benim
beklentilerimi karşılarsan seni severim. Toyotome "En çok rastlanan
sevgi türü budur" diyor. Bir şarta bağlı sevgi.. Karşılık bekleyen
sevgi.. "Sevenin,istediği birşeyin sağlanması karşılığı olarak vaad
edilen bir sevgi türüdür bu" diyor yazar..
- "Nedeni ve şekli bakımından bencildir. Amacı sevgi, karşılığı bir
şey kazanmaktır." Yazara göre evliliklerin pek çoğu "Eğer" türü
sevgi üzerine kurulduğu için çabuk yıkılıyor. Gençler birbirlerinin
o anki gerçek hallerine değil, hayallerindeki abartılmış romantik
görüntüsüne aşık oluyor ve beklentilere giriyorlar. Beklentiler
gerçekleşmediğinde de, düşkırıklıkları başlıyor. Sevgi giderek
nefrete dönüşüyor. En saf olması gereken anne baba sevgisinde bile
"Eğer" türüne rastlanıyor.
Yazar bir örnek veriyor. Bir genç Tokyo Üniversitesi giriş
sınavlarını kazanarak babasını mutlu etmek için, çok çalışıyor. Okul
dışında hazırlama kurslarına da gidiyor. Ama başarılı olamıyor.
Babasının yüzüne bakacak hali yok. Üzüntüsünü hafifletmek için bir
haftalığına Hakone kaplıcalarına gidiyor. Eve döndüğünde babası
öfkeyle "Sınavları kazanamadın. Bir de utanmadan Hakone'ye gittin"
diye bağırıyor. Delikanlı "Ama baba, vaktiyle sen de bir ara kendini
iyi hissetmediğinde Hakone kaplıcalarına gittiğini anlatmıştın"
diyor. Baba daha çok kızarak, delikanlıyı tokatlıyor. Çocuk da
......r ediyor. "Gazeteler ......rın anlık bir sinir krizi sonucu
olduğunu söylediler, yanılıyorlardı" diyor yazar..
- "Delikanlı babasının kendisine olan sevgisinin yüksek düzeydeki
beklentilerine bağlı olduğunu anlamıştı!.." İnsanlar "Eğer" türü
sevginin üstünde bir sevgi arayışı içindeler aslında.. "Bu sevginin
varlığını ve nerede aranması gerektiğini bilmek, bu genç adamın
yaptığı gibi, yaşamı sürdürmekle, ondan vazgeçmek arasında bir
tercih yapmakla karşı karşıya kaldığımızda önemli rol oynayabilir"
diyor, Masumi Toyotome.. İlginç değilmi?..
İkinci türe geçiyoruz: "Çünkü" türü sevgi... Toyotome bu tür sevgiyi
şöyle tarif ediyor: "Bu tür sevgide kişi, birşey olduğu, birşeye
sahip olduğu ya da birşey yaptığı için sevilir. Başka birinin onu
sevmesi, sahip olduğu bir niteliğe ya da koşula bağlıdır".
Örnek mi?.. "Seni seviyorum. Çünkü çok güzelsin. (Yakışıklısın!)"
"Seni seviyorum. Çünkü o kadar popüler, o kadar zengin, o kadar
ünlüsün ki.." "Seni seviyorum. Çünkü bana o kadar güven veriyorsun
ki.." "Seni seviyorum.Çünkü beni üstü açık arabanla, o kadar
romantik yerlere götürüyorsun ki..
- " Yazar, Çünkü türü sevginin, Eğer türü sevgiye tercih edileceğini
anlatıyor. Eğer türü sevgi, bir beklenti koşuluna bağlı olduğundan
büyük ve ağır bir yük haline gelebilir. Oysa zaten sahip olduğumuz
bir nitelik yüzünden sevilmemiz, hoş birşeydir, egomuzu okşar. Bu
tür, olduğumuz gibi sevilmektir. İnsanlar oldukları gibi sevilmeyi
tercih ederler. Bu tür sevgi onlara yük getirmediği için
rahatlatıcıdır.
Ama derin düşünürseniz, bu türün, "Eğer" türünden temelde pek farklı
olmadığını görürsünüz. Kaldı ki, bu tür sevgi de, yükler getirir
insana.. İnsanlar hep daha çok insan tarafından sevilmek isterler.
Hayranlarına yenilerini eklemek için çabalarlar. Sevilecek
niteliklere onlardan biraz daha fazla sahip biri ortaya çıktığı
zaman, sevenlerinin, artık ötekini sevmeye başlayacağından
korkarlar. Böylece yaşama sonsuz sevgi kazanma gayretkeşliği ve
rekabet girer.
Ailenin en küçük kızı yeni doğan bebeğe içerler. Sınıfın en güzel
kızı, yeni gelen kıza içerler. Üstü açık BMW'si ile hava atan
delikanlı, Ferrari ile gelene içerler. Evli kadın kocasının genç ve
güzel sekreterine içerler.
"O zaman bu tür sevgide güven duygusu bulunabilir mi?" diye soruyor,
Toyotome.. "Çünkü türü sevgi de, gerçek ve sağlam sevgi olamaz"
diyor.
Bu tür sevginin güven duygusu vermeyişinin iki ayrı nedeni daha
var.. Birincisi.. "Acaba bizi seven kişinin düşündüğü kişi miyiz?"
korkusu.. Tüm insanların iki yanı vardır. Biri dışa gösterdikleri..
Öteki yalnızca kendilerinin bildiği.."İnsanlar sandıkları kişi
olmadığımızı anlar ve bizi terkederlerse" korkusu buradan doğar.
İkincisi de.. "Ya günün birinde değişirsem ve insanlar beni sevmez
olurlarsa.." endişesidir.
Japonya'da bir temizleyicide çalışan dünya güzeli kızın yüzü
patlayan kazanla parçalanmış. Yüzü fena halde çirkinleşince,
nişanlısı nişanı bozup onu terketmiş. Daha acısı.. Aynı kentte
oturan anne ve babası, hastaneye ziyarete bile gelmemişler, artık
çirkin olan kızlarını.. Sahip olduğu sevgi, sahip olduğu güzellik
temeli üstüne bina edilmiş olduğundan bir günde yok olmuş. Güzellik
kalmayınca sevgi de kalmamış. Kız birkaç ay sonra kahrından ölmüş..
Japon yazar "Toplumlardaki sevgilerin çoğu 'Çünkü' türündendir ve bu
tür sevgi, kalıcılığı konusunda insanı hep kuşkuya düşürür" diyor..
Peki o zaman, gerçek sevgi, güvenilecek sevgi ne?.."Ve işte
sevgilerin en gerçeği!.
* * * "Üçüncü tür sevgi benim 'Rağmen' diye adlandırdığım türdür"
*** diyor yazar.
Bir koşula bağlı olmadığı için ve karşılığında birşey beklenmediği
için "Eğer" türü sevgiden farklı bu.. Sevilen kişinin çekici bir
niteliğine dayanıp, böyle bir şeyin varlığını esas olarak almadığı
için "Çünkü" türü sevgide değil. Bu üçüncü tür sevgide, insan
"Birşey olduğu için" değil, "Birşey olmasına rağmen" sevilir.
Güzelliğe bakar mısınız?.. Rağmen sevgi..
Esmeralda, Qusimodo'yu dünyanın en çirkin, en korkunç kamburu
olmasına "rağmen" sever. Asil, yakışıklı, zengin delikanlı da
Esmeralda'ya çingene olmasına "rağmen" tapar!.."Kişi dünyanın en
çirkin, en zavallı, en sefil insanı olabilir. Bunlara 'rağmen'
sevilebilir. Tabii bu sevgiyle karşılaşması şartı ile..
- " Burada insanın, iyi, çekici ya da zengin konum edinerek sevgiyi
kazanması gerekmiyor. Kusurlarına, cahilliğine, kötü huylarına ya da
kötü geçmişine "rağmen" olduğu gibi, o haliyle sevilebiliyor.
Bütünüyle çok değersiz biri gibi görünebiliyor ama en değerli gibi
sevilebiliyor.
Japon yazar "Yüreklerin en çok susadığı sevgi budur" diyor.
"Farkında olsanızda,olmasanız da, bu tür sevgi sizin için yiyecek,
içecek, giysi, ev, aile, zenginlik, başarı ya da ünden daha
önemlidir." Bunun böyle olduğundan nasıl emin?.. Haklı olduğunu
kanıtlamak için sizi bir teste davet ediyor.. Şu soruma cevap verin"
diyor.
- "Kalbinizin derinliklerinde, dünyada kimsenin size aldırmadığını
ve hiç kimsenin sizi sevmediğini düşünseydiniz, yiyecek, elbise, ev,
aile, zenginlik, başarı ve üne olan ilginizi yitirmezmiydiniz?..
Kendi kendinize 'Yaşamamın ne yararı var' diye sormaz mıydınız?.."
Devam ediyor Toyotome..
- "Şu anda en sevdiğiniz kişinin sizi sadece kendi çıkarı için
sevdiğini anladığınızı bir düşünün.. Dünya birden bire başınızın
üstüne çökmezmiydi?. O an yaşam size anlamsız gelmez miydi?."
- "Diyelim sıradan bir yaşamınız var.. Günlük yaşıyorsunuz. Günün
birinde gerçek, derin ve doyurucu bir sevgi bulacağınızdan umudunuz
olmasa, kalan hayatınızı nasıl yaşardınız?.." diye soruyor ve
yanıtlıyor:
- "Böyleleri ya iyice umutsuzluğa kapılıp ......r ediyorlar ya da
iyice dağıtıp yaşayan ölü haline geliyorlar." Toyotome, hem de nasıl
iddialı savunuyor "Rağmen" sevgiyi.. "Bugün yaşamınızı
sürdürebilmenizin nedeni 'Rağmen' türü sevgiyi şu anda yaşamanız ya
da birgün bu sevgiyi bulacağınıza inancınızdır."
Son sözlerinde biraz umutsuz, Toyotome.. "Bugün yaşadığımız toplumda
herkesi doyuracak bu sevgiyi bulmak zor. Çünkü herkesin sevgiye
ihtiyacı var.. Kimsede başkasına verecek fazlası yok" diye
açıklıyor..
Anlatıyor.. Peki bu dünyada sevgi ne kadar var?.. Yazara göre,
açlığımızı biraz bastıracak kadar.. Ve de yemek öncesi tadımlık
gelen iştah açıcılar gibi.. Bu minnacık tadım, bizi daha müthiş bir
sevgi açlığına tahrik ve teşvik ediyor. Bu minnacık tadım sevgiye ne
kadar muhtaç olduğumuzu anlatıyor. Büyük bir hırsla ana yemeğin
gelmesini ve bizi doyurmasını bekliyoruz.. Hani nerede?.. Hepsi o..
Ve asıl çarpıcı cümle en sonda.. "Dünyadaki en büyük kıtlık,
'rağmen' türü sevginin yeterince olmayışıdır!.." alıntı
 
Çevrimdışı
06-02-2012 19:54 RE: aleyna sevgi üzerine
Kullanıcı Avatarı

MkvUploader
Üye


Mesaj Sayısı: 62
Katılım Tarihi: 26.09.11
İl / İlçe: Antalya
Yaş : 34

Uyarı seviyesi 0
Çok güzel ellerine sağlık.
 
Çevrimdışı
Atlanılacak Forum:
Forum powered by fusionBoard
Bu Başlığı Paylaş
URL:
BB Kodu:
HTML:
Benzer Başlıklar
Başlık Forum Cevaplar En Son Mesaj
İslam Dininde Liderlik, Halifelik Konusu Üzerine...... Din Bilgileri 1 17-03-2018 19:30
İslam a Yön Veren FIKIH İnancı Üzerine. Din Bilgileri 1 19-10-2016 12:16
Çocuğunuza Sevgi Gösterin Post Polio Sendromu 8 12-03-2013 17:45
aleyna Şiirler Bölümü 53 03-03-2013 00:46
Zamanın önemi üzerine küçük bir hikaye...:)) Alıntı Yazılar Ve Hikayeler 1 22-05-2012 17:58
NewFusioN by HaYaLeT 30,860,953 Tekil Ziyaretçi  


Valid XHTML 1.0 Transitional Valid CSS!