Aralık 04 2021 22:47:41
Konu Yazarı : bertas
Konu ID : 6616
Konu Bilgileri
Bu Konuda 1 Mesaj Mevcut ve 8135 Kere Okundu.
Reklam
Başlığı Görüntüle
Engel Degiliz » ATATÜRK KÖŞEMİZ » Hayatı
DİKTATÖRLÜK VE CİHANGİRLİK
Kullanıcı Adı
Parola
Kayıt Forum Kuralları S.S.S. Üye Listesi Bugünkü Mesajlar Arama

Başlığı Yazdır

03-02-2014 02:18
Burada Olan Üyeler: 1 ziyaretçi
DİKTATÖRLÜK VE CİHANGİRLİK
Kullanıcı Avatarı

bertas
Elit Üye


Son Yılların Admin ve Üyesi.

Mesaj Sayısı: 1471
Katılım Tarihi: 22.11.09
İl / İlçe: Seçiniz
Yaş : 49

Uyarı seviyesi 0
DİKTATÖRLÜK VE CİHANGİRLİK
Diktatörlük hakkında

www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2013/02/image0012.jpg

— 6 Mayıs 1922 günü Türkiye Büyük Millet Meclisinin gizli oturumunda Başkomutanlık Yasasının uzatılması görüşmelerinde, bir milletvekilinin, kendisine Meclisin hakkını elinden aldığı, elinden almak istediğini söylemesi üzerine yaptığı konuşmadan:

Efendiler, açık ifade edeceğim, beni bağışlayınız! Her birinizin olağanüstü yetki ile seçilmesine ve olağanüstü yetkiye sahip bir Meclisin oluşmasına ve bu Meclisin, memleketin yazgısına el koyan bir nitelik kazanmasına çalışan, benim! Bunda başarılı olmak için en yakın arkadaşlarımla fikir mücadelesi yaptım. Bütün yaşamımı, varlığımı, bütün şeref ve saygınlığımı tehlikeye attım. Bu sebeple bu, benim eserimdir. Ben eserimi küçültmek ile değil, yükseltmek ile görevliyim. Bu düşünceden sonra Meclisin hakkını zorla almak sözünü, tamamen ret ve iade ederim. Böyle bir şey söz konusu değildir ve olamaz!
1922 (Nutuk II, s. 655)

— Geniş yetkilerle Başkomutanlık verilişinden ve Sakarya Zaferinden sonra bir kısım milletvekillerinin endişe duyduğu ve Meclisin dağıtılacağı kuşkusuna düştükleri, kendisine hatırlatıldığı zaman söylemiştir:

Ben asla böyle bir şey düşünmedim ve düşünmem. Millet Meclisinde bana ne kadar karşı koyan ve itiraz eden olursa olsun o, büyük Türk milletinin temsilcisi oldukça benim başımdır. Şüphem yoktur ki, onlara iş ve hareketlerim ve onun sonuçları ile yapabildiğim ve yapabileceğim hizmetlerin değerini açıklayabileceğim. Bunu anlamakta Millet Meclisi kararsızlık gösterse bile asıl olan Türk milleti, yüksek sağduyusu ile bunu anlayacaktır. Bu taktirde sorunun çözümü benim kendime değil, tanıdığım Türk milletine yönelecektir; çünkü ben millet adamıyım, milletsever adamım. Onun sağduyusu dışında hareket eder adam durumuna düşmem. Biricik emelim, bütün vatanseverlerin, bütün devlet ve ordu başlarının başını millete bağlamaktır. Millet, lâyık olduğu büyük efendiliği bugün değilse yarın bütün anlam ve genişliği ile anlayacaktır; buna eminim. İşte o zaman, her millet bireyinin gerçek özellikleri millet tarafından belirtilecek ve belirlenecektir. Ben, o güne başarıyla yetişeceğimi ve milletten onun büyüklüğü ile orantılı ödülü alacağımı kuvvetle ümit ediyorum.
1921 (Asım Us, G.D.D. s. 111-112)

— Ben isteseydim derhal askerî bir diktatörlük kurar ve memleketi öyle yönetmeye kalkışırdım. Fakat ben istedim ki, milletim için çağdaş bir devlet kurayım ve onu yaptım.
(Yusuf Ziya Özer, T.T.K. Belleten.Cilt: 3, Sayı: 10, s. 287)

— 1932 yılında toplanan I. Türk Tarih Kongresinin sonunda Marmara Köşkünde verilen çayda, öğretmenlerden birinin Atatürke Paşam! Birçok Avrupalı muharrirler yazdıklarında, eserlerinde sizi diktatör diye nitelendiriyorlar. Buna ne buyurursunuz? sorusuna verdiği cevap:

-Ben diktatör değilim ve heveslisi de olmadım. Benim diktatör olmadığıma şuradan karar veriniz, ben diktatör olsaydım siz bana bu soruyu soramazdınız!
1932 (Kılıç Ali, Atatürkün Hususiyetleri, 1955, s.116)

— Cumhuriyet Halk Partisinin ömür boyu başkanlığının teklif edilmesi nedeniyle söylediği söz:

-Milletin sevgi ve güvenini kaybetmediğim sürece tekrar seçilirim; milletin oyu esastır.
(Hasan Rıza Soyak, Fotoğraflarla Atatürk ve Atatürkün Hususiyetleri, 1965, s. 72)


Demokrat Atatürk

— Kendisine Atatürk! diye söz yöneltilmesi üzerine söylemiştir:
Kendisine yalnız adıyla hitap ettiren, benim kadar demokrat devlet başkanı biliyor musunuz?
(M. Şükrü Akkaya, Ülkü Dergisi, Cilt: 2, Sayı: 24, 1948, s. 5)

— Ömür boyu Cumhurbaşkanlığı teklifi söylentileri üzerine gazetecilere söyledikleri:

Bana öteden beri bu ve buna benzer tekliflerde bulunanlar çok olmuştur. Siz ve kamuoyu bilmelisiniz ki bu yoldaki teklifler hoşuma gitmemiştir ve gitmez. Benim amacım Türkiyede, yeni Türkiye Cumhuriyetinde millet egemenliğini sağlamlaştırmak ve ebedileştirmektir. Dediğiniz gibi bir teklifi, benim idealimi gerçekten inciten bir anlamda sayarım. Bu noktada şu veya bu yorumlara giden sözlerin anlamını, beni iyi tanımış olan Türk milleti benden daha iyi takdir eder.
1930 (Cumhuriyet gazetesi, 26.9.1930)

— İzmirde, halkla yaptığı bir toplantıda söylemiştir:

Efendiler, ben şimdi burada hazırlanmış bir söylev verecek değilim .Amacım halkla, kardeşçe sohbet yapmaktır. Bu dakikadaki konuştuğunuz kimse, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı ve Başkomutan değildir; sade bir milletvekili ve sizi çok seven bir hemşeriniz Mustafa Kemaldir.
Bu sebeple benden neler öğrenmek istiyorsanız, serbest olarak sormanızı rica ederim.
1923 (Atatürkün S.D., II, s. 84)

— Konya da esnaf ve tüccarlar tarafından düzenlenen ziyafette, bir tüccarın Hükümetin, ticaretimizi geliştirmek için ne gibi düşüncelere sahip olduğunu sorması üzerine verdiği cevap:

-Evvelâ şunu söyleyim ki, bendeniz içinizde hükümet adına değil, meclis adına değil, ordu adına değil, sadece bir milletvekili gibi, belki de yalnız bir arkadaşımız, bir kardeşimiz gibi bulunuyorum. Onun için sorunuza hükümet adına cevap vermeye yetkim yoktur. Eğer sorunuzu Sen ne diyorsun? Senin ticaretimiz hakkındaki fikrin nedir? diye sorsaydınız o zaman cevap vermekte sakınca görmezdim ve kabul ediyorum ki asıl amacınız da budur.
1923 (Atatürkün S.D. 11, s. 135-136)

— Kendisine Büyük Atatürk! diye söz yöneltilmesi üzerine söylediği söz:

-îsmime böyle riyakâr kelimeleri karıştırmayınız.
(Kılıç Ali, Atatürkün Hususiyetleri, 1955, s. 117)

— Ben esasen saraylardan hoşlanmam. Devlet Başkanı olmak zorunluğuyla İstanbula geldiğim zaman, Dolmabahçe denilen soğuk bir yerde otururum. Ben orada rahatsız otururum. Ben bir evde oturmaktan, daha rahat ederim.
(Hasan Cemil Çambel, Dünya gazetesi, 30. 8. 1952)

— Annesi için yaptırılan mermer sandukalı ve uzun yazıtlı kabrin fotoğrafını gördükten ve yazıtta Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerinin valide-i muhteremeleri Zübeyde Hanımefendinin diye başlayan cümleyi okuduktan sonra Genel Sekreteri Hasan Rıza Soyaka söyledikleri:

-İlk fırsatta İzmire gidersin, bu sandukayı ve yazıtı kaldırtırsın; dağdan iki büyük ve uzun taş getirtirsin, birini olduğu gibi bir temel üzerine yerleştirir, diğerini baş tarafına diktirirsin ve bunun bir yerini biraz düzelttirerek Atatürkün anası Zübeyde burada gömülüdür diye yazdırırsın, altına da ölüm tarihini koydurursun, yeter!*
(Hasan Rıza Soyak, Fotoğraflarla Atatürk ve Atatürkün Hususiyetleri, 1965, s. 10)

— Ben diktatör değilim. Benim kuvvetim olduğunu söylüyorlar; evet, bu doğrudur. Benim arzu edip de yapamayacağım hiçbir şey yoktur. Çünkü, ben zoraki ve insafsızca hareket etmek bilmem. Bence diktatör, diğerlerini iradesine boyun eğdirendir. Ben, kalpleri kırarak değil, kalpleri kazanarak yönetmek İsterim.
1935 (Ayın Tarihi, Sayı: 19, 1935)

— Ben de yüz binlerce insanı yönettim; onları ölüme giden yola, seve seve yönelttim. Fakat bir tanesine kamçı kullanmadım.
1923 (Latife Uşaklıgil, Tarih Dünyası, Sayı : 2, 1950)

— Ben diktatör değilim. Çünkü fikirlerimi ve düşüncelerimi zora dayanarak kabul ettirmeyi asla benimsemedim, arzulamadım ve uygulamadım. Ben yaşadığım zaman içinde milletimin hayrına, refahına ve maddî manevî mutluluk ve onuruna uygun gördüğüm önlemlerin alınmasına çalıştım. Hepsinin bileşkesi uygar ve ileri bir yaşamın yaratılması çabasıdır.
(Hamdullah Suphi Tanrıöverden naklen,Cemal Kutay, Mustafa Kemalin Ufuktaki Manevî Mirasçısı ile Sohbet, s.2)


Millete dayanma
— Benim yaşamımı inceleyenler görürler ki, ben Mısır fıravunları gibi kendime mezar yaptırmak için kırbaçlar altında insanları sürmedim. Ben, memlekette uygulamak istediğim herhangi bir fikri evvelâ kongreler toplayarak, onlarla konuşarak bu fikirleri onlardan aldığım yetkiye dayanarak uyguladım. İşte Erzurum, Sivas kongreleri, işte Büyük Millet Meclisi bunun en canlı ifadeleridir.
1932 (Enver Behnan Şapolyo, Atatürk ve Millî Mücadele Tarihi, s. 304)

— Kapıda duran nöbetçi bile benden korkmaz. İsterseniz kendisinden sorunuz. Korku üzerine egemenlik kurulamaz. Toplara dayanan egemenlik devamlı olmaz. Böyle bir egemenlik ve hattâ diktatörlük, ancak ihtilâl olursa geçici bir zaman için gerekli olur.
1930 (Ayın Tarihi, II, 73, 1930)

— Benim her emrim yapılır; çünkü benden, yapılmayacak emirler çıkmaz.
(Asaf İlbay, Tan gazetesi, 17. 7. 1949)

— Benim kendi kuvvet ve kudretim, halkın bana gösterdiği inan ve güvenden oluşmaktadır. Bu güven devam ettikçe, ben de bu güvene lâyık olmaya hak kazanmakta devam edecek ve geleceğe bu karşılıklı güvenle hep beraber yürüyerek inşallah pek az zamanda millete refah ve mutluluk verecek olan büyük amacımıza ulaşacağız!
1923 (Atatürkün S.D.11, s.163)

Zorbalarla Mücadele

— Biz keyfî hareket etmeyiz. Zorba asla değiliz. Yaşamımız bütün çalışmamız, memleket işlerinde keyfî ve zorbaca hareket edenlere karşı mücadele ile geçmiştir. Bizim akıl, mantık, zekâ ile hareket etmek belli özelliğimizdir.

Bütün yaşamımızı dolduran olaylar, bu gerçeğin kanıtlarıdır. Memleket ve millet işlerinde kişilikleriyle, yaptıklarıyla, fikirleriyle zararlı olmak durumuna düşenlere karşı, zaman zaman karşı koyduğumuz olmuştur. Milleti gerçek iyileşme yolunda yürümekten alıkoymak isteyenlere sert ve amansız olmak eğilimindeyiz. Toplumsal düzenimizi, bilerek veya bilmeyerek, bozucu kimselere izin veremeyiz; bunlar doğrudur. Bizden bu konuda sessiz kalma ve tarafsızlık isteyenleri tatmin edemiyorsak, bunun sebebi, memleket ve millet çıkarlarını her şeyin üstünde gördüğümüzdür. 1925 (Atatürkün S.D.V, s. 211)

Cihangirlik hakkında

— Efendiler, kendimizi cihanın egemeni sanmak dalgınlığı, artık hiçbir kafada yer bulmamalıdır. Gerçek durumu tanımaktaki dalgınlıkla, dalgınlara uymakla, zavallı milletimizi sürüklediğimiz felâketler yetişir. Bile bile aynı acı olayı devam ettiremeyiz!
1923 (Gazi ve İnkılâp, Mahmut Soydan, Milliyet gazetesi, 1.2.1930)

— Artık millet, yalnız bir şeyi için silâha sarılacaktır: Millî sınırlarımız içinde yaşamını, bağımsızlığını ve egemenliğini korumak için! Artık bizim saldırgan bir askerî siyasetimiz olmayacaktır. Cihangirlik sevdasında, savaşarak ülkeleri alma peşinde olmayacağız. O düşünüş biçimini izleme yüzünden en ağır cezaları hâlâ çekmekteyiz.
1923 (Gazi ve İnkılâp, Mahmut Soydan, Milliyet gazetesi, 8.1.1930)

— İngiliz yazarı Armstrongun Bozkurt Mustafa Kemal adlı kitabındaki görüşleri üzerine söylemiştir:

Bu İngiliz subayı bana bir cihangir gözüyle bakıyor. Ben, cihangir değilim; olmak da istemem! Biz Türk ordusuyla cihangirlike karşı koymuşuzdur.
(Yakup Kadri Karaosmanoğlu, T.T.K. Belleten, Cilt XX, Sayı : 80, s. 531-532)
- See more at: http://www.yenide...mN3Vb.dpuf

pbs.twimg.com/media/BVR0tRbCMAAKjBG.png
 
Çevrimdışı
Atlanılacak Forum:
Forum powered by fusionBoard
Bu Başlığı Paylaş
URL:
BB Kodu:
HTML:
NewFusioN by HaYaLeT 40,134,562 Tekil Ziyaretçi  


Valid XHTML 1.0 Transitional Valid CSS!