Aralık 04 2021 23:07:52
Konu Yazarı : bertas
Konu ID : 6518
Konu Bilgileri
Bu Konuda 1 Mesaj Mevcut ve 5964 Kere Okundu.
Reklam
Başlığı Görüntüle
Engel Degiliz » ATATÜRK KÖŞEMİZ » Hayatı
Çılgın Türk Turgut Özakman'dan...
Kullanıcı Adı
Parola
Kayıt Forum Kuralları S.S.S. Üye Listesi Bugünkü Mesajlar Arama

Başlığı Yazdır

05-10-2013 14:42
Burada Olan Üyeler: 1 ziyaretçi
Çılgın Türk Turgut Özakman'dan...
Kullanıcı Avatarı

bertas
Elit Üye


Son Yılların Admin ve Üyesi.

Mesaj Sayısı: 1471
Katılım Tarihi: 22.11.09
İl / İlçe: Seçiniz
Yaş : 49

Uyarı seviyesi 0
Çılgın Türk Turgut Özakman'dan...



SEFİRE YOLU GÖSTERİN!

Fransada çok meşhur bir sözlük vardır, Larousse.
Burda bir kelime var, "décapiter".

Bu kelime 1931 yılındaki sözlükte boynunu vurmak diye ifade ediliyor.
Kelimenin bir başka anlamı daha var.
Kazığa oturtmak, yani sivri bir kazık hazırlamak ve kazığın bir ucu insanların ağzından çıkacak şekilde üzerine oturtmak.
Vahşi bir uygulama.

Burada kazığa oturtmak deyiminin manasını açıklığa kavuşturmak için örnek veriliyor:
"Türkler bugün bile esirlerini kazığa oturturlar."

Atatürk bunu öğrenince Fransız büyükelçisini yemeğe davet ediyor.
Elçi diğer elçilere böbürleniyor, hava atıyor Atatürk tarafından davet edildiği için.
Köşke geliyor, yemekler yeniyor.
Atatürk tabii bir şekilde elçiye bu kelimenin anlamını soruyor.
O da bildiği anlamı söylüyor.
Atatürk "Kelimenin başka bir anlamı var mı?" diye sorunca, büyükelçi "Bunu söylemek için sözlüğe bakmam gerekir" diyor.

Atatürk daha önce hazırlamış olduğu ve çalışanlarına öğütlediği şekilde Larouse' u getirtip büyükelçinin önüne koyduruyor.
Elçi daha işin nereye kadar gideceğinin farkında olmadan hevesle okumaya başlıyor.
Ancak kelimenin karşısında kazığa oturtmak konusunda verilen örnek cümleye gelince ancak yarıya kadar okuyabiliyor ve yarısından sonra yutkunarak Atatürk' ün yüzüne bakıyor.

Atatürk diyor ki:
"Demek ki biz Türkler bugün de esirlerlerimizi kazığa oturtuyoruz öyle mi, öyle mi sayın sefir? Sözlüğünüze böyle yazmışsınız , bu doğru mu?

Sefir hemen sözlüğü biraz karıştırıyor ve bir kaçamak noktası bularak diyor ki:
"Efendim bu sözlük Katolik Kilisesi'nin matbaasında basılmış, bildiğiniz gibi biz laik ülkeyiz, kilisenin yaptıklarının bizim hükümetimizle bir ilgisi yok.
Bizi ilgilendirmez ve biz kiliseye karışamayız."

Atatürk:
"Öyle mi efendim, siz laik bir ülke olduğunuz için demek ki kiliselere karışamıyorsunuz.
Öyleyse ben de yarından itibaren İstanbul'daki kiliselerin kapılarına koca birer kilit astırıyorum" diyor.

Bunu duyan sefir birden ayağa kalkıyor ve:
"Ekselans, protesto ederiz " diyor.
Bunun üzerine Atatürk:
"Hani sizi ilgilendirmiyordu, karışmıyordunuz?" diyor ve ilgililere dönerek:
"Sefire yolu gösterin" diyerek bir anlamda onu kovuyor.

Sonra ne mi oluyor?
Tabi Fransız hükümeti laiklik söylemlerini bir tarafa bırakıyor, hemen o sözlük toplatılıyor ve yeni baskısında o cümle çıkarılıyor.

---

Bu güzel öykü:

- Askerimizin başına çuval geçirildiğinde sessiz kalan,

- Karakollarımıza komşu bir ülkeden saldırılar düzenlenip şehitler verdiğimizde harekete geçmeden önce icazet almak için okyanus ötesine giden,

- Fuarlarda, ülkemizin bir bölümünü kurdukları kukla devletin parçası olarak gösteren haritalar asanlarla hala resmi temaslarda bulunan değerli yöneticilerimize ve

- 85 yılda nerelerden nerelere geldiğimizi hala göremeyen aziz vatandaşlarımıza ithaf olunur.

TURGUT ÖZAKMAN

pbs.twimg.com/media/BVR0tRbCMAAKjBG.png
 
Çevrimdışı
Atlanılacak Forum:
Forum powered by fusionBoard
Bu Başlığı Paylaş
URL:
BB Kodu:
HTML:
Benzer Başlıklar
Başlık Forum Cevaplar En Son Mesaj
turgut Özel Günler ve Kutlamalar 3 24-05-2018 19:13
Bir yabancının gözünden Türk çayı Hayatın İçinden 4 25-06-2014 01:44
ATATÜRK İSLAM ve TÜRK'LÜK. Hayatı 1 18-11-2013 12:44
AVUSTRALYA YA SAVAŞ AÇAN İKİ TÜRK ASKERİ Hayatı 1 05-10-2013 14:41
Ayın üyesi turgut Sitemizden Duyurular 6 09-09-2013 14:49
NewFusioN by HaYaLeT 40,135,185 Tekil Ziyaretçi  


Valid XHTML 1.0 Transitional Valid CSS!